FİKİR KULÜBÜNE HOŞ GELDİNİZ

İnsan düşünen ve düşündüklerini eyleme geçiren varlık aleminin en değerli yaratılanıdır.

  • Arşiv

  • ÜNLÜ SÖZLER

    EY GÜÇLÜ RABBİM! Senin ayetlerine küfredenler, senin peygamberlerini yalanlayıp haksız yere öldürenler ve adalet, eşitlik istemek için ayaklanan kullarını öldürenler hâlâ yeryüzünde egemendirler. Müjdelediğin azabı onlara ulaştır!! ... DR. ALİ ŞERİATİ
  • Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak…

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."... MEHMET AKİF ERSOY
  • Abone ol

  • Popüler Yazılar

ARSIZ MI, HIRSIZ MI?

Yazan: fikirkulubu 28 Ağustos, 2008

Adamın evine hırsız girmiş. Yükte hafif pahada ağır olanı alıp gitmiş. Adam bir kaç gün sonra eşyanın yokluğunun farkına varmış. Çalınmış olacağı aklına gelmediğinden “Kaybolmuş herhalde, Neyse, canım sağ olsun!” diye umursamamış.

Birkaç hafta sonra hırsız yine aynı eve girmiş. Ev sahibi tıkırtıları duyduğu halde kalkıp bakmaya üşenmiş. Hırsız da alacaklarını toplayıp gitmiş. Giderayak mutfakta bulunan dolmaların(siz başka bir şey düşünün!) tadına da bakmadan edememiş. Bir kaç gün sonra ev sahibi eksiklikleri pek fark edememiş. Fark ettiğine de aldırmamış.

Aradan bir kaç hafta daha geçmiş. Aynı hırsız bir daha gelmiş. Bu defa en başta mutfağa girmiş! Dolma bulamasa da kuru fasulye ile idare etmiş. Evin içerisinde oyalanırken bir ara ihtiyaç gidermek için tuvaleti kullanmış.

“Bu şekilde kimilerine göre uzun kimilerine göre de pek uzun olmayan bir zaman geçmiş. Hırsız aynı aralıklar ile gidip gelmeye devam etmiş. Her geldiğinde evin bir kısmına aşina olmuş, bir kısım takım edevat veya evin bazı bölümlerini kullanır olmuş.”

Evin sahibi, hırsızın eve giriş çıkışlarını görür olmuş. Evini yerinde durur gördüğünden mi ne, ses sedasını çıkarmadan yaşamına devam etmiş! Ev sahibinin vurdumduymazlığı hırsızın cesaretine cesaret, pervasızlığına pervasızlık katmış.

Zaman birbirini kovalamış. Hırsız ile ev sahibi lokmaları bölüşürcesine diğer ev ahalisi ile yaşamaya devam eder olmuşlar. Öyle ki, sofra kalktıktan sonra hırsız mutfağa gider oracıkta onların gözlerinin önünde karnını doyuruyormuş. Hatta o sene tuvalet sırasına bile girmişler!

Zaman bu, durmak bilmez! Hırsız aynı aralıklar ile gelmeye devam etmiş. Bu defa aynı yatağa beraber uyumaya başlamışlar! Adam ilkin rahatsızlık duymuşsa da, hırsızın rahat tavırları yüzünden bir şey diyemez olmuş. Öyle ya, ne de olsa evden biriydi artık! Yalnız iki kişilik yatağa üç kişinin sığması rahatlarına dokunmuş. Yoksa sorun çıkmıyormuş!

Efendim, günler günleri kovalamış ama bir türlü birbirine varamamış. Ev sahibi ile hırsız görünüşte can ciğer olmuşlar. Samimiyetlerini bir hayli ilerletmişler. Öyle ki hırsız, ev sahibine bazı meselelerini açar olmuş. Beraber gülmüşler, beraber ağlamışlar. Yalnız, güldükleri de ağladıkları da, hep hırsızın anlattıkları konular üzerine olmuş. Tecrübeli hırsızın maceraları öyle çoktu ki, doymak bilmeyen sohbetlere hep konu oluyordu.

Derken günün birinde aralarında bir sorun çıkmış. Ev sahibi önünde ki lokmanın aşırılmasına öfkelenmişti. Hırsıza sorsanız asıl haksızlığı ev sahibi yapmıştı. Ev sahibi bencillik yapmış, ekmeğin fazlasını kendi yanına almıştı. Bu hırsıza göre öyle olmuştu. Ama ev sahibine sorsanız asla öyle bir şey yapmamıştı, adil davranmıştı.

Dünya hali bu, her zaman güllük gülistanlık değildir. Günün birinde dostluklarını zedeleyen bir başka mesele için tartışmışlar. Konu bu defa biraz daha ciddiydi; “Tuvalet sorunu!”. Hakikaten evin hanımı bu sefer onların bu durumlarından ürkmüştü. İkisi de dövüş horozları gibi burun buruna gelmiş, derin derin solumuştu da neyse ki evin hanımı seçimi hırsızdan yana yaparak meseleye çözüm getirmişti! Hanımına darılan evin beyi soluğu komşusunun tuvaletine “Yetişmekte bulmuştu”.

Bazı kırgınlıklar duygusaldır, nazlıdır nazdardır. Evin sahibinin hanımına olan kırgınlığı da öyle idi. Hanımı pişman olmuş elin hırsızına sahiplendiği için ama iş işten geçmiş bir kere. Kocasını akşam yanına alıp da gönlünü almak istemiş, bu defa hırsıza ayıp olacak diye bir türlü yapamamış. Öylece günler gelmiş, geçmiş.

Adam rahat değilmiş. Kendi evinde düştüğü yabancılık onuruna dokunmaya başlamış. Fakat elden ne gelir di ki? Bunca zaman hırsıza göz yuman kendisi değil miydi? Her şey bir yana, çocuklarının elin hırsızına “Baba” diye hitap etmeleri çok gücüne gidiyormuş. Öyle ya, çocukları daha tıfılken hırsız evin müdavimi olmuştu.

(çoçuklar)

Adam kara kara düşünmeye başlamış. Her geçen gün yaşam daha zor bir hale gelmiş. Hırsız da adamı evde görmeye tahammül edemez olmuş! Ara sıra karşı karşıya gelir gibi olmuşlarsa da, ev sahibinin eski(!), hırsızın yeni eşi mani olmuş bunlara.

Sonunda adam dayanamamış ve toplamış azığını tutmuş dağların yolunu. Bir mağara bulmuş kendisine. Evden çıkarken intihar etmeye niyetlenerek çıkmıştı. Ama insan bu, can tatlı, vazgeçilir mi hemencecik “tatlı” yaşamdan?

Uzun bir zaman tek başına yaşayan adam doğadan bir bütün olarak ders almaya başlamış. Güneşten, ay’dan, yıldızlardan hatta uçan kuşlardan bir şeyler öğrenmiş yaşam namına.

Hepsi ona şunu demişler;

YAŞAM İÇERİSİNDE EN ÖNEMLİ EN HAYATİ, BELKİ DE YAŞAMIN GAYESİ BİR TAKIM DEĞERLER VARDIR. DEĞERLERİNDEN UZAK YAŞAYANLAR KENDİ VATANLARINDA DAHİ ESİR OLMAYA MAHKÛMDURLAR.

SIRTINI ÇEVİRECEĞİN KİŞİYİ VEYA KİŞİLERİ TANI. AMA MUTLAKA TANI! EŞİNİ DOSTUNU VE İŞİNİ SEÇMESİNİ BİL. YAPTIĞIN İŞLERİN NE SONUÇ GETİRECEKLERİNİ BİR DEĞERLER CETVELİ VASITASIYLA ÖLÇ! AMA MUTLAKA ÖLÇ!

SENDEN OLMAYANLAR SENDEN OLMUŞ GİBİ GÖRÜNSELERDE EHEMMİYET VERME. ONLARIN SANA YAKINLIKLARI, DENİZ ÜZERİNDE Kİ KÖPÜKLERİN DENİZE YAKINLIKLARI GİBİDİR!

BİL Kİ, HERKES SANA SIRDAŞ VE YOLDAŞ OLAMAZ. HAYAT YOLCULUĞUNDA ÖYLE BİRİLERİ İLE DOSTLUK KUR Kİ, GEREKTİĞİNDE CANLARI PAHASINA SANA TOZ BİLE KONDURMASINLAR.

DÜNYANIN KENDİSİ SÜSLÜDÜR. İNSAN, GÖZE HOŞ GÖRÜNENE YAKINLIK HİSSETSE DE BU, YAŞAM OYUNUNUN BİR PARÇASIDIR.

VATAN, İNSAN YAŞAMINA YÖN VEREN DEĞERLERİN ARDINDAN GELEN BİR ÖNEME SAHİPTİR. NESİLLER GİDER BAŞKA NESİLLER YERLERİNE GELİR. İNSAN VATANSIZ, VATAN İNSANSIZ OLMAZ.

SON OLARAK, BİL Kİ, İNSANIN İKİ GÖZÜ VARDIR. BİRİ MADDE DİĞERİ DE MANA ÂLEMİNE BAKAR. BİRİ DİĞERİNDEN UZAK YAŞAYAMAZ. AKSİ HALDE İNSAN NOKSAN KALIR.

Sonra tüm doğa haykırmaya başlamış;

UĞRUNA ÖLÜNÜBİLECEK DEĞERLER, SEN SAHİPLENSEN DE OLACAK, SAHİPLENMESEN DE!

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>